İşte 21 Haziran’ı evde daha keyifli geçirmenin 8 yolu…
1. Güne yavaş başlayın
Bugün kahvenizi ya da çayınızı hazırlayın, pencereyi açın ve güne birkaç dakika sessizlikle başlayın. Kendinize vereceğiniz bu küçük mola, günün geri kalanını bambaşka hissettirebilir.
2. Uzun zamandır okumak istediğiniz kitaba başlayın
Sürekli “Sonra okurum” dediğiniz bir kitap mutlaka vardır. İşte o “sonra” bugün olabilir. Gün ışığının bol olduğu bugün, ekranlardan biraz uzaklaşıp kitaplara yönelmek için harika bir fırsat. Birkaç sayfa diye başlayıp kendinizi hikâyenin içinde bulabilirsiniz.
3. Balkonunuzu mini bir kaçış noktasına dönüştürün
Birkaç minder, sevdiğiniz bir içecek ve biraz müzik… Bazen huzur için uzaklara gitmeye gerek yoktur. Balkonunuz ya da pencere kenarındaki küçük bir köşe bile size iyi gelebilir.
4. Yeni bir tarif deneyin
Belki uzun zamandır yapmak istediğiniz bir tatlı, belki farklı bir kahve demleme yöntemi… Sonucun kusursuz olması önemli değil. Yeni bir şey denemenin verdiği heyecan yeter. En uzun gün, mutfakta yeni lezzetler keşfetmek için güzel bir bahane olabilir.
5. Eski fotoğraflar arasında kaybolun
Telefonunuzdaki ya da bilgisayarınızdaki eski fotoğraflara göz atın. Unutulmuş bir tatil, güzel bir dostluk ya da yıllar önce çekilmiş bir kare… Bazı anılar tekrar hatırlandığında yeniden yaşanır.
6. Kendinize küçük bir film molası verin
Uzun günler, uzun hikâyeleri hak eder. Sevdiğiniz bir filmi açın, atıştırmalıklarınızı hazırlayın ve birkaç saatliğine başka dünyalara yolculuk edin.
7. Evinizdeki bitkiler ile ilgilenin
Bitkileriniz varsa onlarla ilgilenin. Yapraklarını temizleyin, toprağını kontrol edin. Doğayla kurulan en küçük temas bile insana düşündüğünden daha fazla iyi gelir. Saksı değişimi, budama veya yeni bitkiler için yer hazırlama gibi işler hem dinlendirici hem de üretken hissettirir.
8. Gün batımını kaçırmayın
Belki de bugünün en özel anı budur. Günün son ışıkları gökyüzünü farklı renklere boyarken birkaç dakika durup sadece izleyin. Telefonu bir kenara bırakın. Acele etmeyin. Çünkü bazı güzellikler sadece fark edildiğinde anlam kazanır.
21 Haziran bize yalnızca yılın en uzun gününü değil, zamanın değerini de hatırlatıyor. Daha çok iş yapmak için değil; daha çok hissetmek, daha çok dinlenmek ve daha çok anı biriktirmek için…
İster kahveniz eşliğinde sakin bir mola verin, ister yeni aktiviteler deneyin; önemli olan bu özel günü keyifle değerlendirmek. Çünkü bazen en güzel anlar, evimizin en rahat köşesinde saklıdır. Sizce nasıl?
Kader Ünlü Taşkıran
Resital Türkiye Genel Merkez Kurumsal İletişim Müdürü



